26 Nisan 2012 Perşembe

Gezdim, tozdum: Karlsruhe, Heildelberg

 Aylar önce gezdiğim yerleri yazmaya başlayacağım diye söz vermiştim ama okulda çift anadala başvurup, kendime boş zaman ayıramayacağımı hesaba katmamıştım. Blog hep aklımın bir ucundaydı ama vakit ayırmak bir yana bozulan bilgisayarımda yazı yazmamı engelledi. Neysee, gün bugündür ki gezdiğim, eğlendiğim, hatırladığım ve garipsediğim yerleri yazmaya başlıyorum. :)


Basel'de bekleyiş
   Sizlere yazılarımda adresler verip, belirli yerleri tavsiye etmek çok isterdim ama maalesef bende o beceri yokmuş bunu anladım. Sorsanız gittiğim çoğu yeri hatırlamıyorum. Ya gezerken boş boş gezmişim ya da aklımda tutma kabiliyetim yok. Ama yine de çektiğim fotoğraflarım, gittiğim yerlerden ( genellikle) aldığım broşürler neyse ki elimin altında. :)
  Anlatmaya başlıyorum; İlk olarak gezime uçağımın beni götürdüğü Basel-Mulhouse ile başladım. Gerçi orda pek fazla gezdiğim söylenemez ama Almanya'ya geçmek için tren yolcuğum sayılabilir. Tatile çıkışımın ilk şapşallığı ile hiçbir yeri hatırlamıyor ve geliyorum Karlsruhe'ye. Çoğunuz neden koca Almanya'da çoğunluğun pek fazla duymadığı Karlsruhe'ye gittiğimi sorabilir, cevabım erkek arkadaşımın okulu nedeniyle 3 yıldır orada olduğudur. İlk başlarda adını bile söyleyemeyip "Karzo" lakabını taktığım bu yer aslında çok tatlı ve oldukça küçük bir yer. Uğurcan'ın ( erkek arkadaşım) söylediğine göre bir ucundan diğer ucuna yürümek 20 dakika sürüyor. Bence abartıyor o ayrı. :) Neyse, gittiğimde her yerde pembe pembe çiçekler bütün binaları neşelendirmişti. Özellikle Belediye binasını. Binalar hiç buradaki gibi bir 10 katlı bir 2 katlı bir 30 katlı değil, hepsi 3-4 katlı binalar bu nedenle gözünüz yorulamadan bütün binalara hayranlıkla bakarak gezebilirsiniz.
   Karzo'da bana göre en önemli yer üniversite. Üniversite neredeyse bütün alanı kaplıyor. Kocaman bahçelerden güzel eski binalardan oluşan bir üniversite.

  En güzel cadde ise Waldstrasse. Minyatür bir Bağdat Caddesi. Mağazalar birbirinden güzel ve çekici. Modacılar, tasarımcılar.. Hepsi burada!!
  Karlsruhe'nin saray ve saray bahçesi görülmeye değer. Özellikle bahar ve yaz aylarında güzel olduğu düşüncesindeyim.


Saray


 Ve son olarak botanik bahçeyi ve gölü geziyoruz. Botanik bahçede bütün çiçekler açmış ve hepsi birbirinden güzel. Akşamüstü gezintisi yapıp, etrafta kuş sesleriyle oturmak istiyenler için muhteşem biryer. Gördüğüm anda aşık oldum.:)


Karlsruhe'den yakın olduğu için trenle Heildelberg'e geçiyoruz. Gotik, görkemli ve tarihi binalarla süslü bir yer karşımıza çıkıyor. Şehrin yapısı eski çağlarda dolaşıyor hissi yaratıyor ve buda bizi mistik bir havaya sokuyor. Ben bu durumdan oldukça memnunum çünkü gezi boyunca en çok sevdiğim yerler böyle gizemli ve görkemli yerler.



Meydan




 Heildelberg'de gezerken karşımıza eski antik tiyatroları andıran bir yer çıktı. Her zaman bu alan kurulu mu yoksa o güne özel mi maalesef bilemiyorum ama ben eski çağ büyüsünden çıkamamışken bunu görmek oldukça etkileyiciydi.

Şehri yukarıdan görmek isteyenler tepeye tırmanıp muhteşem manzarayı izleyebiliyor. Biz de bu fırsatı kaçırmadan yukarı çıkıyoruz. Oldukça zorlayan bir yürüyüş sonunda muhteşem şehir manzarası karşımıza çıkıyor.






Ve artık eve (Karlsruhe) dönüş vakit geldi. Eşyalarımızı toplayıp İtalya'ya doğru yola çıkışımızı ileriki haftalarla sizlere anlatacağım. Umarım ilk yolcuğumu beğenmişsinizdir. :)  Sevgiler..

0 yorum:

Yorum Gönder